>
Cannes

Mutlak Masumiyet – Innocence Absolue

Project details

Artef Cannes 2018

Palais des Festivals

Category

Cannes

Masum değilsek eğer hiçbirimiz, hepimiz suçluysak eğer, haksızlık değil midir bu? Çünkü haksızlık değil midir mutlak her şey? Adaletsizliktir değil midir mutlakıyet? Mutlak masumiyetin olamayacağı bir dünyada, masum çocukları gazla boğmak bile mümkünse eğer; eğer bu minik çocukların bile masum olmadığını savunabiliyorsak, gaflet içinde kavrulmuyor muyuz zaten? Eğer bu masum çocukların hayatları bu kadar ucuza yok edilebiliyorsa, mutlak adalet midir bu? Eğer bu masum çocukların katledildiği bir dünyada rahatça nefes alabiliyorsak hala, unutabiliyorsak bu vahşeti, kabul bile edebiliyorsa bazılarımız bu cinayeti, insanlık veriyor demek değil mi son nefeslerini? Bilim kanıtlıyor yavaş yavaş, hiçbir şey mutlak değil diye. Zaman bile izafiymiş öğrendik, mekan bile diyorlar esneyip bükülebilirmiş. Sonsuzluk bile belki öyledir, çünkü evrenin de bir başı bir sonu var diyorlar; yerçekimi bile aynı değilmiş her yerde, belki de ölüm kalım bile izafi gerçeklerdir oturup düşünsek biraz.

Şu izafi hayatlarımızda mutlak ne aradıysak zaten hüsranla bitmedi mi? Mutlak aşk, mutlak sağlık, mutlak arkadaşlık ve mutlak başarı; mutlak zenginlik, rahatlık da mutlak olmalı, güzel bir arabamız mesela ve onun gidebileceği güzel yollar. Peki ya mutlak bir yanılgı içindeysek eğer? Mutlak doğrularımızın beşinde, mutlak beyanlarımızla, mutlak gerçeklerimizin yamru yumru hayat aynamıza yansıyan hayali görüntüleriyse bildiğimizi sandıklarımız? Mutlak arayışlarımızın sonunda bizi beklemiyorsa mutlak bir kurtuluş ve kurtuluş aslında her kalp artışımız idiyse?

Ne kaybettiğimizi fark edeceğiz, yaşadığımız hayatın, edindiğimiz bilgilerin ve harcadığımız çabaların aslında uzaklaştırdığını bizi, bize en iyi olandan? Ya boşuna debeleniyorsak hayat bataklığında ve kendimizi bırakıp esmeliydiysek Suriyeli çocukların üzerlerine esen son rüzgârlar gibi? Ya çözmeliydiysek artık ayakkabılarımızın bağlarını ve basmalıydıysak yere çıplak ayaklarımızla, ondan af dilemek, ona şükretmek için, ondan geldiğimizi ve yeniden ona döneceğimizi hatırlarken? Ya kendimizle barışmalıydıysak artık, kendimizi affedip iç sesimizi keşfe çıkmalıydıysak bu kadar vahşete boyun eğdikten bile sonra? Ya ağlamalıydıysak artık, boşalırcasına, boşaltmalıydıysak içimizdeki üzüntüleri ve öfkeleri? Ya anlamalıydıysak artık, kendi ruhumuzu kurtaramadığımız sürece, hiçbir şeyin, mutlak bir düzenin bile tam olarak farkına varamayacağımızı ve yanlarından teğet geçeceğimizi bizi göklere atacak mutlulukların. Bize el sallıyor o mutluluklar şimdi, Suriyeli çocukların ruhları onlar; toprağın yüceliğinde bizi izleyip üzmeyin kendinizi diyorlar çünkü ölüm mutlak değil, üzülmeyin, mutlak masumiyettir ölüm, mutlak masumiyetteyiz biz şimdi.

Share on
Previous

Art Shopping

Next

Seni Seviyorum Anne – Mia Maou Maman